DANS NEDİR?
Dans, hem sosyal eğlencelerinin en estetik olanı, hemde estetik unsuru içeren eğlencelerin en sosyalidir. Bütün toplumlarda yaşam tarzının temel bir öğesidir.
Dans, yalnızca yaşamın bir yansıması değil, aynı zamanda yaşamın kendisinin bir yorumudur. Her ne kadar ilk başta dans etmek sosyal nedenlere bağlı olsa da dans etmenin güçlükleri aşıldıktan sonra bir çok insan, dans edilen yerin atmosferi ve dansları ile kendilerine yeni bir kişilik kazandırmaktadır.
Dansın herhangi bir anında dansçı kendini, zihinsel ve duygusal olarak kendi seçtiği bir dünyada bulabilir. Müzik ve mekan atmosferi oluşturur, bunun yanında dans yoluyla kişiliğini ortaya koyan dansçının kendisidir.
DANSIN TARİHÇESİ
Dans insanın yeryüzündeki yaşamı kadar eskidir. Dansın sanat olarak ortaya çıkışı ise Rönesans döneminde gerçekleşmiştir.
20. yüzyıl sınıfsal farklılıkların giderek ortadan kalktığı bir çağ olmuş ve 1920’lerden sonra ortaya çıkan müzik ve dans akımları, gramofon, radyo ve sinema gibi iletişim araçlarının icadı ile yaygınlaşmıştır. Böylelikle vals, tango, fokstrot, swing vb. pek çok müzik ve dans türü, uluslar arası kimlik kazanmıştır.
1905-1914 yılları arasında en popüler salon dansları mazurka, kadril ve polkadır. 1908 yılından itibaren tango hızlı bir gelişme göstermiş ve 1917 yılında fokstrot ile birlikte Avrupa üzerinden dünyaya yayılmıştır.1924 yılında Josephine Baker’in öncülüğünü yaptığı çarliston, savaşın acılarını unutmak isteyen dünya halkının gözdesi olmuştur. Dans tutkusu, 1920’li yılların başlarında tüm dünyada yaygınlaşan dans yarışmaları ile ivme kazanmıştır.
1940’larda swing ve ardından bogie-bogie moda danslar olarak gündeme gelmiştir. Latin Amerika rüzgarı, 1950’lerin başında cha cha, samba, mambo gibi hareketli danslarla egemen olmuş, ancak kısa sürede tahtını rock’n roll’e devretmiştir. Şüphesiz 1950 ve 60’lı yılların tartışmasız dansı, 2. dünya savaşı sonrasında dünyanın yeni hakimi olan Amerika’nın, yaşam ve eğlence kavramının bir özeti olan rock’n roll olmuştur.
1970’li yıllar ve sonrasında çiftlerin birbirine sımsıkı sarıldığı dans türlerinin yerini, giderek akrobatik figürlerin öne çıktığı ve çiftlerin karşı karşıya geçip, hızlı bir ritimde dans ettikleri danslar olmuştur.
Son yıllarda, dansın bir spor dalı olarak kabulüne yönelik çalışmalar hız kazanmıştır. 8 eylül 1997 tarihinde Uluslar arası Olimpiyat Komitesi ( International Olympic Committee-IOC ) Uluslar arası Dans Sporu Federasyonunu tam üyeliğe kabul ettiğini açıklamıştır. Uluslar arası Olimpiyat Komitesine tam üyelik, yasal olarak dansın bir spor dalı olarak kabulü anlamındadır. Ancak, dans sporu henüz olimpiyat oyunlarında yer almamakta, konuya ilişkin olarak Uluslar arası Dans Sporu Federasyonu, 2012 yılı olimpiyat oyunlarını hedefleyerek çalışmalarına devam etmektedir.